Çok Muhterem Efendim,
Dün bir büyüğümü ziyarete giderken, durakta bir konuşmaya şahit oldum. Bir hanımefendi, durağın köşesinde sarmaş dolaş olmuş iki gence tatlı-sert bir dille sergiledikleri bu görüntünün ve gidişin tehlikelerinden bahsediyordu. Gençler arada "haklısınız" diyerek dinliyorlardı. Gençler utanır diye de o tarafa doğru hiç dönmedim, bu arada otobüsüm geldi, binerken farkettim ki gençler lise çağında anca varlardı. Birkaç gün önce Ezgi kardeşimize verdiğiniz nasihatı hatırladım. Sonra benim eşimle tanışmama da vesile olan bu büyüğümü görmek için duyduğum heyecanla duraktan uzaklaştım.
Yolda birkaç ay önce yaşadığım farklı bir olay ile irtibatlandırdım bu yaşadıklarımı. Bağdat caddesinde bir zata rastlamıştım, beraber otobüse binmiş, sohbet ederek Kadıköy'e gitmiştik. Beşiktaş vapuru henüz hareket etmiş olduğundan otobüs duraklarına doğru yöneldik. Durakta biri kız diğeri erkek iki liseli sigara içerken bu zat onlara "çikolata yiyin" dedi, gençler dona kalmış o arada biz de otobüse binmiştik.
Bir gün de büyüğümle dolmuştaydık, şoförün hemen arkasında oturuyorduk, derken elden ele uzatılan paralar geldi, biz uzattık ücretleri şoföre ve büyüğüm bana "bizim dolmuşlardaki bu yardımlaşmayı çok seviyorum" dedi, sanırım dolmuşta bunu duyması gereken herkes duymuştu.
Ne hikayeler varmış şu duraklarda, otobüslerde, dolmuşlarda, şu yollarda, ne güzel insanlar nasihat ediyormuş bizlere, sözleriyle ya da halleriyle... Bu satırları yazdıktan sonra uzun süre sizin çocukken şahit olduğunuz Palabıyığın Meyhanesinden çıkan yoldaki sarhoşların şarkısını düşündüm; Eyvallah, Eyvallah, iyiye de kötüye de Eyvallah, güzele de çirkine de Eyvallah...
Efendim, ellerinizden hürmetle öpüyorum, dualarınıza olan ihtiyacımızı arzediyor, Size sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum...
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Ne olur kirlenmesek temiz kalsaydık, dünyanın aldatıcı renklerinden soyunsaydık Yazan İlker
Cvp: Ne olur kirlenmesek temiz kalsaydık, dünyanın aldatıcı renklerinden soyunsaydık Yazan Sabri Tandoğan