Sayın Ayhan Usta,
28.1.2008 tarihli mailinizi aldım.
Kıymetli yavrum, o gün evliliğin Allah önünde imzalanan bir mukavele olduğunu, iki tarafın da o andan itibaren birbirlerine karşı sınırsız sevgi, saygı ve ilgi göstermeleri gerektiğini, birbirleri için, birbirlerinin sağlığı, mutluluğu ve huzuru için gerekirse hiç çekinmeden hayatlarını dahi verebileceklerini, bunun için de yuvalarına ilk girerken bir anlaşma yapmaları gerektiğini söyleyin. Ve deyin ki “Şu andan itibaren bu evde ne senin dediğin olacak, ne benim dediğim olacak. Yalnız Allah’ın ve Peygamberin dediği olacak. Evlilikte geçen her gün hatta her saat iki taraf da hep bu evliliğe olumlu katkıda bulunacak. O evde münakaşa olmayacak. O evde kavga, gürültü olmayacak. O evde ikide birde para lafı edilmeyecek... Hep ortak bir birliktelik için gayret gösterilecek. Mesela müşterek kitap okunacak, müşterek ziyaretler olacak, müşterek yemek yenecek, evin problemleri müşterek çözülecek, seyahata müşterek çıkılacak. Bireysel hayat yaşanmayacak. Akşam zor edilecek. Akşam tekrar biraraya gelince el ele, diz dize, gönül gönüle beraber olmanın güzelliği yaşanacak. Ve “Sevmek devam eden en güzel huyum”, “Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz” denecek. Ve bu güzel birlikteliği nasibettiği için Allah’a sonsuz şükür edilecek. Ailenin geliri neyse ona göre yaşanacak. Gerekirse kuru ekmek yenecek. Ama borç yapılmayacak”.
İşte böyle Ayhan Usta. Nikah günü böyle konuşursanız sanırım faydalı olur. Allah, iki tarafa da mutlulukların en güzelini nasibetsin.
Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
El ele, diz dize, gönül gönüle Yazan Ayhan Usta
Cvp: El ele, diz dize, gönül gönüle Yazan Sabri Tandoğan