Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Aşkla Hakka göçüp ebedi diri kalanlara selam olsun.
Gönderen : Müzeyyen
Tarih : 11/26/2015 4:35:02 PM


.


Gül alıp gül satanlara terazisini gülden kuranlara Selâm olsun  en içten merhabalar Kardeşlerim...


Dün bildiğiniz gibi öğretmenler günüydü, tüm caddeler sokaklar eli çiçekli ve hediyeli insanlarla doluydu. İçi dışı aydınlık güzel öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun... Geçen gün arkadaşım Arapça kursundan gelirken  arabasıyla mezarlığın yakının da bırakmıştı bu fakiri, tam o sırada bir cenaze defni vardı. Öğrencileri görünce kim vefat etti dedim, emekli bir öğretmen vefat  dediler içimden güzel şeyler öğreterek gittiyse ne mutlu dedim. Bazen emekli öğretmenlere rastlıyorum ALLAH ve Peygamber(S:A:V) düşmanı peygambere ve yüce sahabesine bile hâşâ onlar  mağarada geldi ve gittiler diye kibir dolu küstah bir cüretle, hakarette bulunuyor. Ömrü boyunca kimbilir kimleri zehirledi temiz dimağlara hangi kötü fikirlerini doldurdu kimbilir diyorum. Şöyle bir geçmişe doğru uzanıyorum hatıralarıma:


   Biz ortaokuldayken, gökkuşağı gibi renkli hayallerimiz gibi tozpembe hatıra defterlerimiz vardı. En sevdiğimiz şey okulda ki öğretmenlerimize ve arkadaşlarımıza hatıra yazılar yazdırmaktı. En güzel kartpostallarla süsler bakmaktan birbirimize göstermekten büyük bir zevk alırdık çocukça. Yazılar hep kalbin kadar temiz bu sayfayı bana ayırdığın için teşekkür ederim diye başlardı. Kalplerimiz hayatın içinde kire ve pasa bulaşmamıştı henüz. Öğretmenler kısa yazılar yazarlardı ama bilemezdim ki bir öğretmenimin yazdığı bir yazının beni uzun yıllar etkileyeceğini tahayyül bile edemezdim yazısı şöyleydi.


"  Sonunda ölümün düşünülmesi hayatına huzursuzluk ve mutsuzluk vereceğinden dolayı ölümü düşünmeden bir hayat geçirmeni dilerim..."


Ne zaman aklıma ölüm gelecek olsa bu yazıyı düşünür geçiştirmeye çalışırdım, demek ki ölümü düşünmek kötü bir şeydi düşünmemeliydim der havsalamı başka şeylerle meşgul etmeye çalışırdım. Mutlu olmak için ölüm düşüncesinden uzak olmak gerekliymiş o yazıya göre. Allah hüzünlü kalpleri severdi bizler mahzun Peygamberin ümmetiydik. Müslüman’ın yüzü gülse de kalbinde tatlı bir hüznü vardır. Yalnız kendisini düşünmez başkalarının acısı onun acısı başkalarının sevinci onun sevincidir. Hep  ağlayanla ağlar gülenle güler aşk insanı bigâne kalamaz acılara


Ben ölümü düşünmek istemesem de ölüm hep kendisini gündemime getiriyordu. Komşularımızın akrabalarımızın umulmadık ölümleri, en çok etkilendiğim ise bu yazıdan kısa bir süre vefat eden komşumuzun film artistlerine benzettiğim genç ve güzel kızları ilk bebeğini dünyaya getirdikten sonra vefat etmişti.


Bir kış günüydü cenazeler o zaman ev önlerinde gasledilirdi. Evlerinin önünde bir cenaze yıkanması ve kefenlenmesini görmüş o kadar etkilenmiştim ki. O güzeller kız ile cenaze birbirlerine hiç benzemiyordu. Eve kına getirmem için gönderdiler giderken o şokla öyle bir düşmüştüm  ki uzun zaman ayağım ağrımıştı.


 Oysaki ölümü düşünmek insanın kalbini ruhunu arıtır dünya sevgisine yenik düşmekten korur, bitmeyen ihtiraslardan kavgalardan uzak tutar. Hayatın her dakikasına bir anlam mana katar insanı derinleştirir. Ölümü düşünmemek ölümden kaçmak insanı gel geç sevdalar boş avuntular peşinde koşturarak niçin dünyaya geldiğini kimin mülkünde olduğunu unutturur hayatı kavgalar ve gürültülerle fani  heveslerle  bir ebediyet iflasına dönüştürür.


Epictetos : "  Ölüm daima gözünün önünde olsun, o zaman adi endişelere düşmezsin, hiç bir şeyi fazla hırsla arzu etmezsin.  " demiştir. Kâinatın biricik Efendisi de ölümü çok ananı en akıllı kişi olarak görmüştür. 


Ölümü düşünen insan verilen hayatın kıymetini bilir, hayatının her anını dolu dolu yaşar. Bir emanetçi olduğunu bilir hiç bir şeyin kendisinin olmadığını


hatırlar benlik yükünün altın da ezilmez... Mezarlıktan geçerken aklıma çoğu zaman  bir zamanlar  tanıdığım bir hanım gelir bir kaç yıl öncesiydi bir mukabele bitmiş hatim  duası vardı. Ölümden bahsederken orda ki bir hanım "  Ölümden bahsedip te içimizi karartma diye  "  Diye bu fakiri ikaz etmişti. Bir kaç ay sonra eşi geçen yılda kendisi vefat etti. Vefat haberini duyunca aklıma söyledikleri geldi. İnsan ölümü unutsa da ölüm insanı unutmuyor. Ölümü unutmak elleri boş gitmekse ne hazindir, galu belâ sözünde durmamak  fanilik mührünü okuyamamak hayatını ağyarın peşinde koşarak Haktan gafil  gitmek ne aldanıştır.


 Ölümü hatırlayan insan her şeye hürmet ve sevgiyle bakar, herkes başka endişeler içindeyken o dünyadan iman ile gitme endişesine düşer, dünyaya gereği kadar değer verir, miras yüzünden kardeşleriyle küsmez. Ölümlerden ibret alır çevresine unutturmaz kendi de unutmaz. Allah ve Onun rızasından başka en değerli şey yoktur onun için önem sıralamasında. İstikametini hep Haktan yana çevirir. Hesap endişesiyle ihsan makamında Hakkı görüyormuşçasına yaşar. Hangi işi yapacaksa Ya RABBİ. Senin huzurundayım diye O azamet karşısında boynu bükük gözü yaşlı, mütevazı  gözü yerdedir.


Şimdi bile yazıyı okuyanlardan bazılarına ölüm konusu hoş gelmeyebilir,  konu mu kalmadı dedirtebilir.


San ibret gerek ise, Gel göresin bu sinleri


Ger taş isen eriyesin, Bakıp görücek bunları.


Şunlar ki, çoktur malları, Gör nice oldu halleri


Sonucu bir gömlek giymiş, Onunda yoktur yenleri.


Hani mülke benim diyen, Köşk sarayı beğenmeyen


Şimdi bir evde yatarlar, Taşlar olmuş üstünleri.


Bunlar bir vakt beyler idi, Kapıcılar korlar idi.


Gel şimdi gör bilmeyesin, Bey hangidir, ya kulları?


Bir gün senin dahi YUNUS, Benim dediklerin kala,


Seni dahi böyle ede, Nitekim etti bunları.


Allah'la geçen ömre ömür denir.


Hangi güzel yüz ki toprak olmadı, Hangi güzel göz ki toprak olmadı.


Baki kalan şu gök kubbe de hoş bir sada imiş ne mutlu o hoş sedayı ardında bırakarak göçenlere.


Aşkla ölüp ebedi diri kalanlara selâm olsun


Müzeyyen Cihangiroğlu    VESSELÂM


 

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]